|
Tablo1
|
Terapinin Çeşidi
|
Ortalama Etki Derecesi (effect-size)
|
|
Psikodinamik Terapi (Psychodynamic therapy)
|
0.69
|
|
Dinamik- Eklektik Terapi (Dynamic-eclectic therapy)
|
0.89
|
|
Adlerian therapy
|
0.62
|
|
Hypnotherapy (Hipnoterapi)
|
1.82
|
|
Dany?an Merkezli Terapi (Client-centered therapy)
|
0.62
|
|
Gestalt therapy
|
0.64
|
|
Rational-emotive therapy
|
0.68
|
|
Other cognitive therapies
|
2.38
|
|
Transactional therapy
|
0.68
|
|
Reality therapy
|
0.14
|
|
Systematic desensitization
|
1.05
|
|
Implosion
|
0.68
|
|
Behavior modification
|
0.73
|
|
Cognitive-behavioral therapy
|
1.13
|
|
Eclectic-behavioral therapy
|
0.89
|
|
Vocational-personal development
|
0.65
|
|
Undifferentiated counseling
|
0.28
|
|
Placebo treatment
|
0.56
|
|
Total
|
0.85
|
Kaynak: Smith, M. L., Glass, G. V. , and Miller, T. I. (1980).
Yaygın olan görüşe göre hipnoterapi psikoterapiyi hem hızlandıran hem de yön veren etkili bir yöntemdir.
Psikoterapi uygulamaları
Davranışçı psikoterapi insanı mutsuz ve huzursuz eden, sıkıntıya neden olan davranışları düzeltmeyi amaçlayan psikoterapi tekniğidir. Kişiye rahatsızlık veren belirli davranışları bir anlam çerçevesi içerisinde değerlendirmiş, standardize etmiş, nasıl geliştiğini anlatmış ve bunların belirli tekniklerle değiştirilebileceğini kanıtlamış olan tedavi tekniğidir. Bazı psikopatolojilerde davranışçı teknikler yeterli olurken, bazı durumlar da ise yetersiz kalmaktadır.
Bilişsel psikoterapi,
Düşünce ve algılama farklılığı üzerinde durur. Büyük bir depreme maruz kalan insanlar aynı bölgede, aynı şartlarda, aynı depreme, yani aynı uyarana maruz kaldıkları halde, o insanların aynı tepkilerde bulunması beklenirken hepsi farklı tepki vermektedir. Depreme maruz kalanların bir kısmı korku ve panik içine düşmekte, bir kısmı depresyona girmekte, bir kısmı öfkelenmekte, bir kısmının inanç ve değer yargıları değişmekte, dindar olanlar dinsiz, dinsiz olanlar dindar olabilmektedir. Bunun gibi farklı sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Davranışçı ekolde uyaran aynı olduğunda tepkilerin aynı olması beklenirken, bu örnekte olduğu gibi farklı tepkiler ortaya çıkabilmektedir. Bu kez bilişsel (kognitif) psikoterapiden açıklayıcı yaklaşımlar elde edebiliriz. Bilişsel ekol insanın bir hayvan olmadığını, hayvandan farklı olarak algılayan, bunu bilgi olarak değerlendiren, yorumlayan, yoruma bağlı olarak da farklı tepkiler gösteren bir varlık olduğuna inanmaktadır.
Bilişsel psikoterapi hastaya problemlerinin hatalı düşünmek ve yanlış kavramaktan dolayı gerçeğin çarpıtılması ile oluştuğunu göstermektedir. Bu çarpıtmaların temelini, gelişimi boyunca aldığı hatalı öğrenmeler oluşturmaktadır.
Dinamik psikoterapi, İnsanın problemlerini kesitsel değil, geçmişle bütünleştirerek, geçmişin ana şablonlarının bugünkü izdüşümleri yarattığına inanır. Dinamik psikoterapi yaklaşımları bazı alanlarda klinik olarak Freud’dan öteye gitmişlerse de temel kavramlarını daima ona borçlu olmuşlardır. Freud insanda bilinçdışı denen bir alanın olduğunu ve bu alanın insanı etkilemekte olduğunun farkına vardı. Bilinçdışı fırsat bulduğu her ortamda dürtülerini boşaltmaya çalışır. Alkol ve uyuşturucunun etkisi altında kalındığı dönemlerde, rüyalarda, dil sürçmelerinde, hipnotik trans ve serbest çağrışım sırasında bilinçdışı materyal kendini ortaya koyar. Freud bilinçdışının varlığını ve gerçekliğini izlemiş olduğu bir hipnotik trans çalışmasından sonra keşfetmiştir.
Dinamik teoriye göre bütün rahatsızlıkların kaynağı, preödipal ve ödipal dönemdeki (4-5 yaşına kadar olan dönem) anne babayla ilişkili nesne ilişkileri sürecinin hatalı yapılandırılmasından kaynaklanmaktadır. Ana kalıp hatalı olduğu için daha sonraki tüm ilişkilerde bir hatalı modelin sürekli tekrarını görmek mümkündür. Dinamik terapi sürecinde hastanın hayatında ilk defa ana kalıp değiştirilmekte ve yeni bir nesne ilişkileri kalıbı oluşturulmaktadır. Psikoterapistin şahsı ile ilişkili olarak başlayan bu iyileşme halinin, bu tedavi süreci boyunca da dalga dalga tüm nesne ilişkilerine yansıdığını gözlemlemek ilginçtir.
İçgörü yönelimli dinamik psikoterapi:
İç görü, dinamik yaklaşımda kişinin bireysel var oluşunu kavraması, id, ego ve süperego arasındaki bağlantıları idrak etmesi; bilinçdışı ile iletişim kurabilmesi, bilinçdışının mesajlarını (rüya, dil sürçmesi, serbest çağrışım) okuyabilmesi; ruhsal gelişim evrelerinin bugünkü kesitten görünümlerinin veya tezahürlerinin farkına varılması ile ulaşılan tüm sürece verilen isimdir.
İçgörü yönelimli dinamik psikoterapi; ego ve bilinçli düşünce düzeyinde olan biteni fark etmeye dayanmaktadır. Kişi ruhsal yapısındaki mekanizmaları keşfettikçe ve fark ettikçe onlar üzerindeki denetimi ve hâkimiyeti güçlenir. Bilinmezlik, belirsizlik ve kaos karşısında şaşkına düşmüş ego ve mantıklı düşünce, dürtülerin istilası karşısında bunları anlamlandırabilecek, belirleyebilecek ve mantığını ortaya koyabilecek bir farkındalığı yakaladığında hastalığı da kontrol edebilir hale gelmekte ve onun yerine yeni mekanizmalar kurabilmektedir. İçgörü yönelimli dinamik psikoterapide hastaların kendi hastalıklarının oluşum ve gelişim sürecini kavramaları tedavi için yeterli değildir. Bu aşamadan itibaren de içgörü yönelimli dinamik psikoterapi ve diğer psikoterapi yöntemleri birleştirilerek bütüncül yaklaşımla süreç devam ettirilmektedir. Haftalık terapi seansları ile bize zarar veren bir takım savunma mekanizmalarının daha olgun ve daha sağlıklı mekanizmalara dönüştürülmesine çalışılmaktadır. Bu süreçler anksiyete bozukluklarında patolojinin şiddetine göre ortalama bir yıl sürerken, kişilik bozukluklarında bu süreç ortalama iki yıl sürmektedir.
Varoluşcu psikoterapi, İnsanın en temel varlık nedenlerini irdeleyen ve cevap bulunamayan sorularla ilintili olarak insanın kriz yaşadığını iddia eder...
Bütüncül Psikoterapi,T. Özakkaş
|